Değişmek ve Yargılanmak Üzerine


Ben Tuğba, yaşım 30.

Belki de doğar doğmaz yargılandım. Hep bir neden’in arkasındaki cevap oldu kimliğim. Neden doğdum neden bir kızım, neden sessizim, neden içe kapanığım, neden başıma buyruğum, neden hassasım, neden şöyleyim neden böyleyim ?

Tüm bunlarla yaşayıp kendini çok geç sevebilmiş ve kabul etmiş biriyim. 

Peki bu, nedenleri bitirdi mi? Bitirmedi. Duyarsızlaştım, hissizleştim diyemem. Yine kalbimi buruyor, ama o içimdeki küçük kız çocuğunu savunuyorum artık, susmuyorum. 

Hem bunları yaparken hem de bunu aşmanın yollarını salık veriyorum kendime. Neden’ler yerini nasıl’lara bırakıyor. Öyle bir çelişki işte nedenimi kabullenişim kendini ‘nasıl çözerim’’ e bırakıyor. Nasıl daha konuşkan olurum, nasıl daha az ağlarım, nasıl daha güçlü olurum nasıl daha az kırılgan olurum.

Kendimi sevmekle kendimi ‘eğitmek’ arasında bocalıyorum sanırım. Yapabildiğim tek birşey bile yok. Ne kendimi sevebiliyorum ne de kendimden vazgeçebiliyorum. 

Şimdi küçük Tuğba ile karşılaşsam ne diyebilirim ona bilmiyorum. Sanırım şöyle derim, sana verebilecek bir nasihatim yok, herkes değiştirmek isteyecek seni, ben bile.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Pişmanlık

Sonradan