Ben Kimim?
Ben kimim?
Ne zor soru,
verilecek cevap ne zor.
Bir insandan
istenilecek en zor şey kendini, ben’ini anlatması olsa gerek.
Ben beni
bildim mi o meçhulken sana nasıl anlatayım. Her gün şaşırıyorken her hücreme,
bilmediğim uğramadığım limanlarım varsa halen nasıl emin anlatayım? Hiçbir şeyi
tam yapamıyorken, eksikken nasıl tastamam anlatayım. Hem nasıl bu kadar
mükemmel hem de nasıl aciz olduğumun çelişkileri ile kıvranırken sana nasıl
dürüst olayım.
Gerçek
beni anlatabilir miyim bilmem ama adet olmuş ya anlatayım. 4 çocuklu bir
ailenin annemin tabiri ile ilk göz ağrısıyım. İlk göz ağrısı ya.
Bilirim o ağrıyı. Öyle ya bir anneyim, ablayım, eşim, arkadaşım... Ama en
önemlisi de kulluk yolundaki biçare yolcuyum. Yolum zor yolum dikenli…
Kapalı
kutuyum, melankoliğim, eskinin hayranı, yeninin müptelası, zor unutan, kolay
affeden, çabuk ağlayan, geç alışan ama sonra vazgeçmeyen vazgeçilmeyen, yağmuru
seven, hala İncesaz dinleyen tipik bir içe dönüğüm aslında. Gezmeyi, yemek
yapmayı ve pek tabiki yemeyi de pekâlâ severim.
Yazıma da ne
güzel başlamıştım oysaki yine sığ duygu ve hazlara daldık. Kendimi de anlatmayı
beceremezmişim bak sen şu işe. İşte ben de tam olarak böyle biriyim işte,
çelişkilerle dolu. Olmak istediğimle olduğum arasında dağlar olan. Tamam şimdi
oldu galiba.
Öyleyse hoş
geldin.
Yorumlar
Yorum Gönder